Evaluation of Some Plant Species Growing in the Eastern Marmara Region from the Climate Change Perspective

Analysis Report

     Our country, which includes different climate types, water resources, soil types, and geomorphological features, is considered quite rich in terms of biodiversity, including various vegetation. However, with the changing climate in recent years, the danger of extinction of plant and animal species on a global scale has increased, creating even more stress on endemic species. This situation also poses a risk for our country in the Mediterranean Basin, which is one of the most sensitive points in terms of climate change. In addition to the changes that climate change will create in the climate demands necessary for the survival of these species, changes such as the frequency, intensity, and duration of extreme weather events and the growth in the spreading area also increase the risk for the species. In addition to these direct risks of climate change, indirect risks such as the spread of alien species and/or pests reduce the resilience of ecosystems. In light of all this information, in this part of the study, some plant species that grow in the Eastern Marmara Region were evaluated from the perspective of climate change. In this context, in the first part, the general and current climate of the region is presented in a wide area including the immediate surroundings, and then, thanks to the regional-scale climate projections, the changing climate of the region in the near-medium term are explained, and finally, the effects of climate change on the plants whose general information and climate demands are specified are evaluated.

2. dosya figür1.PNG

Ruscogenin active substance obtained from Butcher's Broom (Ruscus aculeatus       

      The underground parts of R. aculeatus have been used medicinally as a diuretic and anti-inflammatory agent, as well as to treat hemorrhoids, varicose veins and to prevent atherosclerosis and circulatory insufficiency. Ruscus aculeatus plants contain various saponins such as ruscogenin, neoruscogenin, ruscin and ruscoside. Ruscogenin has multiple bioactivities and possesses a variety of pharmacological activities: anti-inflammatory properties, platelet aggregation inhibition, pulmonary hypertension lowering properties, acute lung injury alleviation and other effects. In vitro tissue culture is an alternative and safe way to grow Ruscus aculeatus plants for ruscogenin production.

2. dosya figür2.PNG
2. dosya figür3.PNG
2. dosya figür4.PNG

ERA5 Mevsimsel Toplam Yağış Değerleri

  ERA5 verileri ile elde edilen sonuçlarda, 1981-2020 dönemi 10’ar yıllık dönemlere ayrılarak incelendiğinde her dönemde en fazla yağışın kış aylarında ve kış aylarını takiben ilkbahar, sonbahar ve yaz aylarında gerçekleştiği gözlenmiştir. Dönemler arasında yağışta mevsimsel ve yıllık düzeyde belirgin bir değişiklik gözlenmemiştir ve yıllık düşen toplam yağış ortalama 762 mm olmuştur.

   Önceki kısımda ortalama sıcaklık için yapılan gözlenen değişiklik analizi yağış için yapıldığında, öncelikle yağışın yerel etkiler de göz önüne alındığında bölgesel olarak biraz daha fazla değişkenlik gösterebileceği göz ardı edilmemelidir. Ancak burada bölge genelinde ortalama değerler açısından mevsimsel yağış toplamları 10’ar yıllık dönemler ölçeğinde incelenmiştir (Şekil 6, Şekil 7, Şekil 8, Şekil 9). ECMWF’in ERA5 verilerine göre 1981-1990 döneminde yaklaşık 248 mm olan kış mevsimi toplam yağış miktarı, sırasıyla 1991-2000 döneminde 219 mm, 2001-2010 döneminde 250 mm ve 2011-2020 döneminde 251 mm olarak gözlenmiştir. Doğu Marmara ve yakın çevresinde 1981-1990 döneminde yaklaşık 200 m olan ilkbahar toplam yağış miktarı, 1991-2000 döneminde artarak 245 mm’yi bulmuş ve 2001-2010 döneminde tekrar azalarak 198 mm’ye düşmüş ve son 10 yılda ise artarak 230 mm olmuştur. Bölgede en az yağışın düştüğü yaz mevsiminde ise 1981-1990 döneminde yaklaşık 130 mm olan ortalama toplam yağış miktarı, 1991-2000 döneminde 149 mm’ye yükselmiş, 2001-2010 döneminde son 40 yıl içerisindeki en düşük 10 yıllık ortalama değere ulaşarak 97 mm olarak gerçekleşmiş ve geride kalan 10 yılda ise 129 mm olduğu görülmüştür. Son olarak sonbahar mevsimindeki ortalama toplam yağış miktarına bakıldığında, 1981 ile 2010 yılları arasında değerlerin birbirine yakın olduğu gözlenmektedir. 1981-1990 döneminde yaklaşık 181 mm olan toplam yağış miktarının 1991-2010 döneminde yaklaşık 184 mm olarak gerçekleştiği görülürken, son 10 yılda bu değerin azalmış ve yaklaşık 155 mm olarak gerçekleşmiştir. Genel olarak toplam yağış miktarında gözlenen mevsimsel değişimler göz önüne alındığında Doğu Marmara ve yakın çevresinde son 20 yılda kış yağışlarında 1981-2000 dönemine kıyasla bir miktar artış gözlenirken, yağış bolluğu açısından önemli bir diğer mevsim olan ilkbaharda ise 21. yüzyıl itibarıyla 20. yüzyılın son 20 yıllık dönemine göre azalış söz konusudur. Ortalama toplam yağışlar açısından bölgede en çarpıcı azalış son 20 yıllık yaz mevsiminde görülürken, sonbahar yağışları 1981-1990, 1991-2000 ve 2001-2010 dönemleri arasında çok fazla değişiklik göstermemekle birlikte 2011-2020 döneminde azalış göstermiştir.

2. dosya figür6.PNG

Şekil 6. Doğu Marmara ve yakın çevresi için ECMWF’nin ERA5 gridli gözlem verisi kullanılarak 1981-1990 mevsimsel toplam yağış (mm) değerleri.

2. dosya figür7.PNG

Şekil 7. Doğu Marmara ve yakın çevresi için ECMWF’nin ERA5 gridli gözlem verisi kullanılarak 1991-2000 mevsimsel toplam yağış (mm) değerleri.

2. dosya figür8.PNG

Şekil 8. Doğu Marmara ve yakın çevresi için ECMWF’nin ERA5 gridli gözlem verisi kullanılarak 2001-2010 mevsimsel toplam yağış (mm) değerleri.

2. dosya figür9.PNG

Şekil 9. Doğu Marmara ve yakın çevresi için ECMWF’nin ERA5 gridli gözlem verisi kullanılarak 2011-2020 mevsimsel toplam yağış (mm) değerleri.

2. Doğu Marmara Bölgesi’nin Gelecek İklimi

2.1. Doğu Marmara Bölgesi’nin 2021-2050 Dönemi Sıcaklık ve Yağış Projeksiyonları

2021-2050 Dönemi Sıcaklık Değişimleri

    Doğu Marmara ve yakın çevresi için ortalama sıcaklık ve toplam yağış değerlerinde gözlenen bu değişikliklerden sonra ortalama sıcaklık, minimum sıcaklık, maksimum sıcaklık ve toplam yağışta gelecekte beklenen olası değişiklikler incelenmiştir. Bu amaçla, Doğu Marmara ve yakın çevresinin temel iklim değişkenlerinde 1971-2000 referans dönemine göre yakın-orta vadede (2021-2050) öngörülen olası değişiklikler düşük çözünürlüklü MPI-ESM-MR küresel iklim modelinin (Giorgetta vd., 2013) RegCM4 bölgesel iklim modeli (Giorgi vd., 2012) kullanılarak yüksek çözünürlüklü hale getirilmesi ile mücadelenin verilmediği ve sera gazı salımlarının günümüzdeki gibi yoğun olduğu kötümser senaryo (RCP8.5 senaryosu, Van Vuuren vd., 2011) dikkate alınarak elde edilmiştir. Bölgesel iklim modeli projeksiyonlarına göre, 1971-2000 geçmiş dönemine göre 2021-2050 döneminde bölgesel ölçekte ortalama kış sıcaklığının 0,8 ℃, ilkbahar sıcaklığının 1,1 ℃, yaz sıcaklığının 1,5 ℃ ve sonbahar sıcaklığının ise 1,3 ℃ daha fazla olması beklenmektedir (Şekil 11). Beklenen bu artışın minimum sıcaklık için de benzer şekilde sırasıyla kış için 0,7 ℃, ilkbahar için 1,1 ℃, yaz için 1,5 ℃ ve sonbahar için 1,3 ℃ olacağı öngörülmektedir (Şekil 12). Maksimum sıcaklık ortalamalarının da ortalama ve minimum sıcaklıklardaki gibi kış mevsiminde 0,8 ℃, ilkbahar mevsiminde 1,1 ℃, yaz mevsiminde 1,6 ℃ ve kış mevsiminde ise 1,3 ℃ daha sıcak olacağı tahmin edilmektedir (Şekil 13). Üç sıcaklık değişkeni de dikkate alındığında önümüzdeki 30 yılda tüm mevsimlerde bölge genelinde en az 0,5 ℃’lik bir artışın kaçınılmaz olduğu ve bu artışın yaz ve sonbahar mevsimlerinde kuvvetle muhtemel 1,5 ℃’nin üzerine çıkabileceği söylenebilir. Ortalama, minimum ve maksimum sıcaklıklarda beklenen artış, yaz ve sonbahar mevsimlerinde bölgenin iç ve güney-güneydoğu kesimlerinde daha fazla olabilecektir.

2. dosya figür11.PNG

Şekil 10. Doğu Marmara ve yakın çevresi için küresel iklim modeli MPI-ESM-MR (MPI) çıktıları kullanılarak bölgesel iklim modeli RegCM4’ün RCP8.5 senaryosu altında 1971-2000 referans dönemine göre 2021-2050 gelecek dönemi mevsimsel ortalama sıcaklık projeksiyonu.

2. dosya figür12PNG.PNG

Şekil 11. Doğu Marmara ve yakın çevresi için küresel iklim modeli MPI-ESM-MR (MPI) çıktıları kullanılarak bölgesel iklim modeli RegCM4’ün RCP8.5 senaryosu altında 1971-2000 referans dönemine göre 2021-2050 gelecek dönemi mevsimsel minimum sıcaklık projeksiyonu.

2. dosya figür13.PNG

Şekil 12. Doğu Marmara ve yakın çevresi için küresel iklim modeli MPI-ESM-MR (MPI) çıktıları kullanılarak bölgesel iklim modeli RegCM4’ün RCP8.5 senaryosu altında 1971-2000 referans dönemine göre 2021-2050 gelecek dönemi mevsimsel maksimum sıcaklık projeksiyonu.

2021-2050 Dönemi Yağış Değişimleri

    Doğu Marmara ve yakın çevresi için yakın-orta gelecekte toplam yağış miktarındaki mevsimsel değişim projeksiyonları incelendiğinde, bölge genelindeki dağılım dikkate alındığında bazı yerlerde azalış bazı yerlerde ise artış olacağı öngörülmektedir. Ancak iklim değişikliği yağıştaki değişkenliği artırmakla birlikte, bölge ortalaması dikkate alındığında kış mevsimi hariç diğer üç mevsim için de yağışlarda azalmanın daha fazla olacağı söylenebilir. Bölgesel iklim modeli sonuçlarına göre 1971-2000 referans dönemine göre 2021-2050 dönemi kış mevsiminde bölge ortalamasında yağışların yaklaşık %6 oranında artması beklenirken, ilkbaharda %1 ve sonbaharda ise %3’lük bir azalma olacağı tahmin edilmektedir (Şekil 14). Doğu Marmara ve yakın çevresinde toplam yağış miktarında en fazla değişim, yaklaşık %17’lik artış beklentisiyle yaz mevsmininde gerçekleşebilir (Şekil 14). Benzer şekilde bölgesel ortalama olarak en fazla azalışın beklendiği yaz mevsiminde bölgenin iç ve güney kesimlerine doğru %20’leri de geçerek bazı noktalarda %40’a yaklaşan oranda yağış azalışı öngörülmektedir. Her ne kadar toplam yağış miktarlarında bölgesel ortalama değerleri kış için artış, diğer mevsimler için azalış beklentisine sahip olsa da daha önce de bahsedildiği gibi aynı mevsim için de hem azalış hem de artış beklentisinin olduğu yerler söz konusu olabilir. Örneğin, Düzce civarında Karadeniz’e kıyı kesimlerde kışın %20’ye varan artış beklentisi varken, aynı mevsimde Bolu ve Bursa’nın güney kesimlerine doğru %8 civarında azalış beklentisi mevcuttur. Sonbahar mevsiminde ise bölgenin Karadeniz’e doğru kuzeybatı kesimlerinde %10 ve üzerine çıkabilecek artış beklentisinin, bölgenin iç ve güney-güneydoğu kesimlerine doğru ilerledikçe yerini %20 ve üzerinde azalışa bırakabileceği söylenebilir.

2. dosya figür14.PNG

Şekil 13. Doğu Marmara ve yakın çevresi için küresel iklim modeli MPI-ESM-MR (MPI) çıktıları kullanılarak bölgesel iklim modeli RegCM4’ün RCP8.5 senaryosu altında 1971-2000 referans dönemine göre 2021-2050 gelecek dönemi mevsimsel toplam yağış projeksiyonu.

3. ÖBEK Projesi Kapsamındaki Bitkiler için Genel Bilgiler ve İklim İstekleri

3.1. Tüylü Laden (Cistus creticus)

    

2. dosya figür cistus.PNG

    Tüylü laden (Cistus creticus), ladengiller familyası içinde yer alan 1 metreye kadar boy atabilen sık dallı her dem yeşil bodur bir çalı türüdür. Uzunluğu 2-5 cm’ye ulaşan oval-eliptik yapraklar uzun saplıdır ve sürgünlere karşılıklı olarak dizilmiş olan bu çalı türünün üst yüzü seyrek, alt yüzü sık tüylüdür. Çiçeklenme dönemi mart-haziran aylarıdır. Haziran-temmuz aylarında açan 4-5 cm çapındaki çiçekler, teker teker ya da 2-3 tanesi bir arada olmak üzere sürgün ucunda yer alan, beyaz veya pembe renklerde olabilen bitkinin yaprakları yapışkanlı bir yapıya sahiptir. Çalılıklarda, açık ormanlarda ve tepelerde görülür. 0-1000 m arası rakımda yaşayabilir. Bir yıl boyunca 

iki farklı yaprak özelliği gösterirler (mevsimsel dimorfizm) (yani yaz ve kış yaprakları). Cistus creticus minimum -6,7 °C sıcaklığa dayanabilen bir türdür. Tam güneşte kuru ve nemli topraklarda kolayca büyür. Güneşlenme ister, gölgede büyüyemez. Kuraklığa ve tuza toleranslıdır. Doğu Marmara Bölgesi’nde Bolu’da yetişir (Şekil 14 ve Şekil 15).

2. dosya figür15.PNG

Şekil 14. Türkiye florası endemik taksonlarına ait 9677 lokasyonun bölge, bölüm ve grid sistemine göre dağılımı (Şenkul ve Kaya, 2017’den alınmıştır).

2. dosya figür16.PNG

Şekil 15. Tüylü Laden bitkisinin Türkiye’deki doğal yaşam alanları A1, A2, A3, A4, A5, A6, A7, A8, B1, C1, C3, C5, C6’dır (Şekil 14’e göre) (TÜBİVES, 2020’den alınmıştır).

3.2. Tavşan Memesi (Ruscus aculeatus)    

2. dosya figür ruscus.PNG

    Tavşan memesi (Ruscus aculeatus), Ruscaceae familyasından 20–50 cm yükseklikte, her dem yeşil, çok yıllık, yaprak biçimindeki dalları sert ve batıcı, çalı görünüşlü bir bitkidir. 20-50 cm boylanmakta, kışın yapraklarını dökmeyen, gelişmesini eylül-nisan ayları arasında tamamlayan yeşilimsi veya açık pembemsi çiçekler açan, çok yıllık, yaprak biçimindeki dalları olan, sert ve batıcı ve çalı görünüşünde, ormanlık ve dağlık bölgelerde yayılış gösteren bir bitkidir. Yapraklar oval şekilde, sivri uçlu, koyu yeşil renkli olup serttir. Kökleri uçucu yağ ve saponinlerce zengindir. Meyveler küre biçiminde, kırmızı renklidir. Tavşan kirazının kökleri sonbaharda sökülür ve daha sonra kullanılmak üzere kurutulur (Baytop, 2007).

Ormanlık ve dağlık bölgelerde yayılış gösterir. En düşük 10 m, en yüksek 100 m rakımda yaşayabilir. Bütün mevsimlerde yapraklıdır, yaprağını dökmez. Çiçeklenme dönemi mart, nisan, mayıs aylarıdır. Meyveler temmuz-ağustos aylarında toplanabilir. Genellikle yüksek ışıklı ortamlarla ilişkilendirilir ve düşük terleme oranları ve kaplamalarda su depolanması ile gölgeye oldukça toleranslı ve kuraklığa oldukça dayanıklıdır. Kış soğuklarına dayanıklılığı ortalama -20 ℃’dir. Fazla güneş istemez. En uygun olarak yarı gölge yarı güneş, daha çok da seyrek gölgede yetişir. Çok koyu gölge olmamak şartıyla tam gölgeli yerlerde yetişebilir. Özel bir toprak isteği yoktur. Sulak araziler yetişmesi için çok uygun değildir, bir başka deyişle sürekli ıslak kalan topraklarda yaşaması mümkün olmaz. Dona karşı dayanıklı olmadığından çok soğuk bölgelerde yetişmez (DOKAP, 2017). Ana vatanı Akdeniz ve Karadeniz ülkeleridir (DOKAP, 2017). Ancak zaman içinde yetişme alanı Orta Avrupa’ya kadar uzanmıştır (DOKAP, 2007). Ülkemizde daha çok Samsun, Ordu ve Giresun illerinde yetişmekle birlikte (DOKAP, 2017) Doğu Marmara Bölgesi'nde Sakarya ve Kocaeli illerinin kıyılarında yetişmektedir (Şekil 16).

2. dosya figür17.PNG

Şekil 16. Tavşan memesi bitkisinin Türkiye’deki doğal yaşam alanları A2, A3, A7 (Şekil 14’e göre) (TÜBİVES, 2020’den alınmştır).

3.3. Göl Soğanı (Leucojum aestivum)

2. dosya figür göl soğanı.PNG

    Soğanlı, beyaz çiçekli, çok yıllık ve otsu bir bitkidir. Taze yumrusu kusturucu etkiye sahiptir. Leucojum aestivum 60 cm büyüyebilir. Yapraklar çiçeklenme döneminde hayli belirgindir, çiçeklerle aynı boya ulaşırlar ve 5 ila 20 mm genişliğindedirler. Çiçek taşıyan stem (kök) boştur ve yarı saydam kanatları vardır. Çiçekler genelde 3 ila 5 arası umbel (şemsiye şeklinde çiçeklenme) halindedir. Çiçek sapları 25 ila 70 mm uzunluğundadır. Çiçekler 3 ila 4 cm. çapındadır, 6 beyaz tepal (çiçeğin taç ve çanak yapraklarının belirgin olmadığı çiçek du-

rumu) taşırlar ve hepsinin uçlarında yeşil bir leke vardır. Tohumlar siyah renklidir. Çiçekler hermafrodit’tir (erkek ve dişi organların aynı çiçekte olması hali, erdişi çiçek).  En düşük 0 m, en yüksek 1100 m rakımda yaşayabilir. Genellikle nehirlerin yanında büyürler. Ayrıca ıslak çayırlar, bataklıklar ve hendekler gibi nemli yerlerde de bulunur. Çok kuru olmayan hemen hemen her toprakta tam güneşte veya kısmen gölgede büyürler. Minimum -34,4 °C sıcaklığa dayanabilir. nisan ve mayıs aylarında çiçek açar. Doğu Marmara Bölgesi’nde Bolu ve Kocaeli’nde yetişir (Şekil 17).

2. dosya figür18.PNG

Şekil 17. Göl soğanı bitkisinin Türkiye’deki doğal yaşam alanları A2, A3, A6, B3, B8 (Şekil 14’e göre) (TÜBİVES, 2020’den alınmıştır).

4. ÖBEK Projesi Kapsamındaki Bitkiler için 2021-2050 Gelecek Dönemi için Doğu Marmara Bölgesi İklimsel Uygunluk Değerlendirmesi

   Genel olarak belirtmek gerekirse, ÖBEK projesi kapsamında incelenen öncelikli bitkilerin yetiştiği bölge ve yakın çevresinin iklimi hem geçmişten günümüze gözlenen hem de gelecekteki olası değişiklikler kapsamında detaylıca analiz edilmiştir. Bu detaylı analiz neticesinde genel olarak bitkilerin yetiştiği bölge iklimi özelinde etkilenebilirlikleri değerlendirilmiştir. Ancak bu noktada araştırmanın kısıtlayıcı unsuru olarak iklimsel sınırlayıcı eşik değerlere ilişkin literatürde baz alınabilecek verilerin olmaması, iklim-bitki ilişkilerinin deneysel ve/veya gözlemsel olarak yeterli seviyede çalışılmamış olması gibi sebeplerden ötürü değerlendirmelerin bu bitkilerin özelinde çok daha hassas olarak değil daha genel çerçevede bu bitkilerin yetiştiği bölgenin iklimi dikkate alınarak yapıldığı göz önünde bulundurulmalıdır.

    Tüm bu bilgiler ışığında ilk belirtilmesi gereken nokta, bitkiler için kritik derecede önemli iklimsel göstergenin sıcaklık artışları olduğudur. Daha sıcak iklimler daha kısa gelişme dönemi anlamına gelir, bu bazı bitkiler açısından olumlu bir etki oluşturmaz, bu nedenle daha sıcak bölgelerde bunu tolere edebilecek türlerin yetiştirilmesi gerekir. Sıcaklık ortalamalarındaki artışlar bitkinin yeterli soğuklamayı alamadığı için dinlenmeden geç çıkmasına ve zamanından önce ihtiyacı olan sıcaklığı toplamaya başlamasına sebep olur. Özellikle soğanlı bitkilerde kış aylarındaki sıcaklık artışları, bitki gelişiminin erken başlamasına ve erken çiçeklenmesine neden olur. Bu durum soğanlı bitkiler için soğan büyümeden gelişimini sonlandırmasına ve erken solmasına sebep olur. Yani yüksek sıcaklıklar, daha hızlı gelişim ancak daha kısa büyüme dönemi anlamına gelir. Çiçeklenme ve hasat arasındaki dönemde sıcaklık önemlidir. Çünkü, bu dönem soğanın geliştiği dönemdir ve bu dönemdeki gelişim verimi etkiler. Yetiştiği bölgedeki sıcaklık koşullarına göre gelişme dönemi süresi değişiklik gösterebilir. Daha sıcak bölgelerde bu dönem daha kısadır ve verim de buna bağlı olarak düşer. Havaların sıcak geçmesi ve toprakta yeterli miktarda nem bulunmaması halinde, bitkinin gelişme dönemi kısalır ve yeterli derecede büyüme sağlanmaz. Böyle durumlarda sulama önemli hale gelir. Olumsuz şartlarda, soğanın gelişmesi için sulama çok önemli olmaktadır. Yetiştikleri bölgede sıcaklık artışlarının olması durumunda yeterli miktarda sulama yapılması daha sağlıklı bir gelişme dönemi sağlayarak, soğanın gelişme döneminin kısalmasına ve verimin düşmesine engel olur.

   Yakın-orta vadede Doğu Marmara ve yakın çevresi için öngörülen bu değişimler dikkate alındığında yaz ve sonbahar mevsimlerinde çok daha sıcak ve kurak koşulların kuvvetle muhtemel olduğunun altı çizilebilir. Bu koşulların özellikle bölgenin iç ve güney-güneydoğu kesimlerinde daha baskın olabileceği söylenebilir. Bu koşullar mart-haziran arasında çiçeklenen ve kuraklığa dayanıklı ve güneşi seven tüylü laden için olumlu olarak görünse de çiçeklerin açmasıyla birlikte artan sıcaklıklar olumsuz etkiye dönüşür. Çiçeklenmeye denk gelen ilkbahar dönemi sıcaklık artışları ve haziran-temmuz aylarında da çiçek açıyor olmasına bağlı aşırı sıcak günlerin bitki gelişimi üzerinde olumsuz etki yaratması beklenebilir. Tüylü ladende olduğu gibi aynı durum kuraklığa oldukça dayanıklı, soğuk sevmeyen ve dona karşı dayanıksız tavşan memesi için de iyimser bir tablo çizer gibi görünse de fazla güneşlenme süresi istemediği göz önüne alınırsa ve nisan-mayıs aylarındaki çiçeklenme ve temmuz-ağustos aylarındaki meyvelenme dönemlerinde ekstrem sıcaklıklardaki olası artışın olumsuz etkileri beklenmelidir. Diğer bir bitki türü olan göl soğanını ise kış sıcaklıklarında beklenen sıcaklık artışları olumsuz etkileyebilir. Çünkü, kışın sıcaklık artışının fazla olması ile birlikte erken çiçeklenme sonrasında soğan tam büyümesini tamamlamadan göl soğanının çiçek açmasına neden olur. Bu üç bitki de kurak yarı-kurak koşullara dayanıklı türler olsa da sıcaklık artışlarının ve yağış rejimlerindeki düzensizliğin hem ekstrem hava olaylarını artırması hem de farklı yabancı türlerin ve zararlıların üreyerek baskın hale gelmesi için uygun koşullar oluşturması da olumsuz etkilere yol açabilir.

     Genel olarak bitkiler için dinlenme dönemlerinde gövdesel yüksek soğuk toleransından ziyade, tomurcuklanma ve çiçeklenme dönemindeki sıcaklıkların 0 °C’nin altına düşmemesi önem arz eder. Her bitki tomurcuklanma ve çiçeklenme döneminde farklı sıcaklık toleransına sahip olmasının yanı sıra, bu dönemde bu bitkiler için 0 °C’nin altındaki her bir gün risk oluşturur. Örneğin tavşan memesi çok soğuk bölgelerde yetişmez çünkü dona dayanıklı değildir. Bununla birlikte aşırı sıcak günler de bitki üzerinde olumsuz etki yaratmakta ve bitkinin hayatta kalabilmesini zorlaştırmaktadır.

    Bu kapsamda çalışma dahilinde Doğu Marmara Bölgesi için MPI-ESM-MR küresel dolaşım modelinin çıktıları kullanılarak RegCM4 bölgesel iklim modelinden elde edilerek incelenen yüksek çözünürlüklü bir diğer veri ise bitkilerin yaşamı için uygun sıcaklık aralığı olan 0-36 ℃ sıcaklığın dışında kalan gün sayısıdır. Buna göre 30’ar yıllık geçmiş ve gelecek dönemler için günlük iklim verisi çıktısı kullanılarak 0 °C’nin altında ve 36 °C’nin üstünde olan günlerin toplam sayısının yıllık ortalaması hesaplanmıştır. Bu analiz sonucunda 1971-2000 yılları arasında 0 °C’nin altında yılda ortalama 59 gün varken, 2021-2050 yıllarında bu sayının yılda ortalama 49 güne düşmesi beklenmektedir (Tablo 1). Bu durum ortalamalara bakıldığında bitki açısından olumlu olarak değerlendirilse de yıl bazında 0 °C’nin altındaki gün sayısında artış yaşanabileceği dikkate alınmalıdır. Sonuç olarak bu değerler 30 yıllık dönem için yıllık ortalama değerlerdir ve 2021-2050 döneminde bu üç kritik bitki için 0 °C’nin altındaki gün sayılarında yıl bazında artış olmasına bağlı risk oluşturabilecek yılların olabileceği düşünülmelidir. Bununla birlikte 1971-2020 döneminde yılda ortalama 4 gün olan hava sıcaklığının 36 °C’nin üzerine çıktığı gün sayısı ise 2021-2050 döneminde yılda 9 güne çıkması beklenmektedir (Tablo 1). Bu doğrudan bir artış olarak dikkate alınmakla birlikte yine soğuk günlerde olduğu gibi gelecek 30 yıllık dönemde yıl bazında 36 °C’nin üzerinde olan gün sayılarında ortalamadan daha yüksek artışlar beklenmelidir. Yine bu üç kritik bitkinin hayatta kalabilmesi için sıcak günlerin sayısındaki artış gelecek 30 yıllık dönem için risk oluşturmaktadır.

Tablo 1. 1971-2000 geçmiş dönemine göre 2021-2050 gelecek döneminde sıcak ve soğuk

günlerin sayısındaki değişim.

2. dosya tablo1.PNG

     Sonuç olarak çalışmada yer alan üç kritik bitki için, tüylü laden, tavşan memesi ve göl soğanı, geçmiş döneme kıyasla 2021-2050 gelecek döneminde bölgedeki iklimsel uygunluk değerlendirildiğinde, bu bitkilerin kuraklık ve soğuk toleransları dikkate alınarak kısa ve orta vadede bölge genelinde yetişmeye devam edecekleri söylenebilir. Ancak bölge için iklimsel parametrelerdeki gelecek projeksiyonları bize her üç bitki için de tüm gelişme dönemi boyunca özellikle çiçeklenmeye geçiş ve çiçeklenme sırasındaki sıcaklık koşullarının zorlayıcı olacağını göstermektedir. Orta ve kısa vadedeki bu projeksiyonlar aynı zamanda hem bu üç kritik bitki için hem de bölge genelinde yetişen diğer endemik ve nadir türler için daha uzak vadede durumun ciddiyetinin artabileceğine de işaret etmektedir. 

Hazırlayanlar: Prof. Dr. Levent Kurnaz, Dr. Nazan An ve Dr. M. Tufan Turp koordinasyonunda, ÖBEK Proje Ekibi

Tarih: 15 Kasım 2020

 

 

Kaynakça

Baytop, T. (2007). Türkçe bitki adları sözlüğü. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Dil Kurumu Yayınları: 578.

Beck, H. E., Zimmermann, N. E., McVicar, T. R., Vergopolan, N., Berg, A., & Wood, E. F. (2018). Present and future Köppen-Geiger climate classification maps at 1-km resolution. Scientific Data, 5, 180214.

DOKAP, (2017). Doğu Karadeniz bölgesi tıbbi ve aromatik bitkilerin envanterinin çıkarılması, ticari kullanımının araştırılması ve üreticilerin eğitimi projesi eğitim kitabı. T.C. Kalkınma Bakanlığı Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı. https://www.dokap.gov.tr/Upload/Genel/tibbi-ve-aomatik-bitkiler-projesi-egitim-kitabi-2017-pdf-242110-rd_35.pdf

Giorgetta, M. A., Jungclaus, J., Reick, C. H., Legutke, S., Bader, J., Böttinger, M., ... & Stevens, B. (2013).

Climate and carbon cycle changes from 1850 to 2100 in MPI‐ESM simulations for the Coupled Model Intercomparison Project phase 5. Journal of Advances in Modeling Earth Systems, 5(3), 572-597.

Giorgi, F., Coppola, E., Solmon, F., Mariotti, L., Sylla, M. B., Bi, X., ... & Brankovic, C. (2012). RegCM4: model description and preliminary tests over multiple CORDEX domains. Climate Research, 52, 7-29.

Hersbach, H., Bell, B., Berrisford, P., Hirahara, S., Horányi, A., Muñoz‐Sabater, J., ... & Thépaut, J-N. (2020). The ERA5 global reanalysis. Quarterly Journal of the Royal Meteorological Society, 146(730), 1999-2049.

Şenkul, Ç. ve Kaya, S. (2017). Türkiye endemik bitkilerinin coğrafi dağılışı. Türk Coğrafya Dergisi, 69, 109-120.

TÜBİVES. (2020). Türkiye bitkileri veri servisi. http://www.tubives.com/

Van Vuuren, D. P., Edmonds, J., Kainuma, M., Riahi, K., Thomson, A., Hibbard, K., ... & Rose, S. K. (2011).

The representative concentration pathways: an overview. Climatic Change, 109(1-2), 5.